Sayfalar

21 Aralık 2010 Salı

öyle zamanlar ki...



nice zamandır her seviyede insan her yere girip çıkamaz oldu
giysilerde bir ayar, bir marka aranır oldu.

bir zamanlar temiz pak giyinen insanların malvarlığı görüntüsünden okunmazdı.
memur veya esnaf ortahalli herkes bir zamanlar kupon kumaşlar satın alıp
terzilere pantolon , ceket diktirirdi.
erkekler senede iki kez pantolon, bir kez ceket veya palto diktirdikleri terzileri vardı.
bu terziler semtlere göre daha pahalı olur ve rağbet görürdü.
hanımlar eve gündelikçi terzi çağırdıkları zaman konu komşu yardıma gelirdi.
marifetli terziler yaz, kış, düğün, bayram yabancı mecmualardan
beğenilen modelleri hanımların bedenine ustaca uyarlardı.
konfeksiyon, hazır giyim, ucuz imalat ve markalaşan giyimle birlikte
kumaş alıp terzilere diktirmek ancak belli başlı insanların tasarrufunda kaldı.

modası geçen her şey gibi, eskimeyen eskimeyecek bu yaşantılar da anılarda kaldı.

13 Aralık 2010 Pazartesi




ÖMÜR TÖRPÜSÜ


Yaşamak istiyorum.
Yaşamak istiyorsun.
Yaşamak istiyor.
Böyle şiir olmaz diyeceksin; biliyorum.
Ama böyle dünya olur mu?
Böyle barış olur mu?
Böyle hürriyet olur mu?
Böyle kardeşlik olur mu?
Biliyorum ki; katlanıver, diyeceksin.
Ama böyle de yaşamak olur mu?

METİN ELOĞLU

12 Aralık 2010 Pazar

anılar




Çok konuştuğumuz şeydir ya;
eskiden böyle yapardık... bir zamanlar şöyle güzeldi...diye

Güzel anılarımızı taze tutmak bizi mutlu eder, bugün ayakta daha güçlü durmamızı sağlar.
Bugün güzel şeyler yaşıyorsak yarın daha güzel hatırlayacağımıza inanırız.
Çocuklarımızın yaşayacağı hayat bizimkinden farklı olacak,
tıpkı bizim büyüklerimizden farklı yaşadığımız gibi.

Umarım "bir zamanlar biz Aşiyan'dan denize girerdik,
bugün denize uzak yabancılar olarak yanında dolaşıyoruz"
gibi yakınmalarımızla onların canını sıkmayız.

27 Kasım 2010 Cumartesi

öğretmenler günü için



aileye, ataya, öğretmene vefadan da bihaber, tıpkı kıyılarımız ve denizimiz gibi yağmalanmış masumiyetimizle, büyüdükçe kibarlık budalası olduğumuzda nezaketten eser bulunmayan davranışlarımızla, bilip te uygulamadığımız pek çok adab-ı muaşeret kuralını
her çiğneyişimizde kaybettiğimiz utanma duygusuyla beraber biraz daha yalancı oluyoruz,

yarım yamalak kullandığımız yabancı dilleri de anadilimiz gibi
mahvettiğimiz her an öğretmenlerimizin kemiği sızlıyor.

22 Kasım 2010 Pazartesi

YALAN


iyi ve güzel olandan yana atıyor yorgun gönlümüz,
lakin oturduğumuz yerden ahkam kesmekle geçmez bu karanlık
dağıtmak için ufkumuzdaki bulutları,yenmek için onca haksızlığı,
hedonizme yenik düşlerden,
vurdumduymazlıktan uyandırmak için,
belki tutunacak bir dost eli ister, belki de bir kızıl esinti,


şairin dediği gibi:


Ben güzel günlerin şairiyim

Saadetten alıyorum ilhamımı

Kızlara çeyizlerinden bahsediyorum

Mahpuslara affı umumiden...

Çocuklara müjdeler veriyorum

Babası cephede kalan çocuklara...

Fakat güç oluyor bu işler

Güç oluyor yalan söylemek...


MELİH CEVDET ANDAY

14 Kasım 2010 Pazar

iyi bayramlar

Yeryüzündeki bütün canlıları kurban etsek de
günahlarımızın kefaretini ödeyemeyiz nasılsa
O zaman niye telef ediyoruz hala birbirimizi?

10 Kasım 2010 Çarşamba

On Kasım'a dipnotumdur,


Farklı yerlerden gelip farklı yönlere bakan insanlardık
tartışmamızın politikayla filan da ilgisi yoktu
görebildiklerimizi anlatabilmek için uğraşırken
her birimiz kendi bildiklerimizin sağlamasını aldık yeniden...

Neler yapmadık şu vatan için!

Kimimiz öldük;

Kimimiz nutuk söyledik.

Orhan Veli