Sayfalar

şehir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şehir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Mayıs 2010 Pazar

sokağımız



  • yıllar önce sokağımızın başında bakımsız virane vakıf binalarında yaşayan kiracılar memur veya emekçiydi...restorasyonla birlikte onlar uzaklaştırıldı.
  • daha da önce sokağımızın öte başında odun pazarı bulunurdu, şimdiki evimizin yerinde eskiden mısır tarlası ve bostan vardı...evimizin altında hala bir bostan kuyusu durur.
    arka sokağımızda artık adı anılmayan bir yerli tekstil firmasının indirim mağazasının yerinde müzik ve televizyon yapımcısı bir firma IMAJ satıyor.
  • sokağımızın başındaki eski binaların restorasyonuyla birlikte sokağımızın trafiği de şişti, büyüdükçe büyüdü...sokağımız caddeleşti...artık bir tek yogun trafik olmayan gece saatleri kaldı.
  • sokağımızda yabancı markaların mağazaları açılırken sokağımızda dolaşan tinerciler
    ve işsiz, sahipsiz insanlar çoğaldı...


  • kızımı her sabah çocuk parkına götürürken bütün bu geçmiş yılların hesapsız yıkımı ve plansız yapılanmasıyla değişen kaldırımların üzerine basa basa yürüyorum.

5 Mart 2010 Cuma

Kent Şarkıları


Kentleri ve kentte yaşananları anlatan,
kent yaşamına dokunan şarkılar dinliyorum bir süredir :
İnsan mıdır kente can veren ?
canı kentten mi alıyoruz yaşamak için?
Şarkılarda kişiselleştirip kentle kavga ediyoruz,
bizi üzüyor ya da sevindiriyor yaşadığımız sokaklar,
bizi sorguluyor, yargılıyor, hapsediyor...
kaçıyoruz ama peşimizi bırakmıyor...
Şehirdeki insanların uzaklaştığı özlediği bir geçmişi hatırlatıyor şarkılar:
Şehir suçludur hani hep, vakit yoktur: trafiktir, çocukların ödevleridir
giderek mazeretlerden örülü yalnız bir yaşam kurarız.
Kentler de insanlar gibi giderek yaşamın içinde masumiyetini kaybeder.
Her kentin ayrı bir dinamiği vardır, uymazsan ayakta kalamazsın,
bazen zordur ayak uydurmak şehrin kurallarına,
hele de tutkuluysan , yüksekteyse gözün, korkmayı unutmalısın, yoksa tutunamazsın.
Kentler vardır; duvarlarından utanır, çünkü kurşuna dizilen insanların izi durur hala...
Kentler vardır; sokaklarından utanır, çünkü insanlar aşağılanmıştır o sokaklarda...
İnsanın insana ettiklerinden kentler utanır,
sokaklar utanır, duvarlar utanır da...
...insan ne zaman utanır bilinmez?